06 Şubat 2010 Cumartesi

Beyazlar İçinde Bir Kırmızı Gelincik

Sonunda Ada'yı karla tanıştırabildim.Aslında kara aşina benim kızım.Karlı bir Ankara gününde merhaba demişti dünyaya.Doğduğu yıl öyle karlı bir kış geçirmiştik ki haftalarca yerden kalkmamıştı karlar.Ve ben o zaman kızımla karlarda yuvarlanacağımız günlerin hayalini kurmuştum. Bu kış Ankara'da kar göremedik ama Bursa'ya kışı biz getirdik galiba.Gittiğimiz ilk günlerde her yer bembeyazdı.İlk fırsatta Ada'yı dışarı çıkardım.Görür görmez bacaklarını açıp yere oturdu,karları avuçladı.Hiç korkmadı,soğuktan,ıslaklıktan etkilenmedi.Uzun zamandır sayıkladığı kardanamcayı da yaptık sonunda.

Eve çıkmadan önce de karın içine yatırıp yuvarladım kızımı.İkimiz de çok eğlendik,kara doyduk.

03 Şubat 2010 Çarşamba

Döndük

10 gün sonra nihayet evimdeyim.Nasıl da özlemişim evimi,Musticanımı.Ada çok özlemiş babasını.Otobüsün camından görünce çığlık çığlığa bağırıp camdan uçacaktı nerdeyse.Güzel bir tatil geçirdik,ne de olsa ailemin yanındaydım.Annem,babam,kardeşlerim,yeğenlerim,tam aile saadeti yani.
Adoş da çok mutluydu ilgi alaka üzerinde tabii,bol bol şirinlik yaptı.Bir de bana düşkünlüğü arttı, lavaboya bile göndermedi doğru dürüst.Alışık değilim ya,pek hoşuma gitti doğrusu.
Bugün deli gibi temizlik yaptım daha yeni bitti işim.Ev epey kirlenmiş haliyle kaç gündür.Çok yoruldum ama değdi.Tatilimizin kalanında da Adayla bol bol oyun,bol bol tembellik bizi bekler...

23 Ocak 2010 Cumartesi

Bir Anne-Kız Macerası

Dün büyük,küçük birçok kişi karne ve tatil heyecanı yaşadı.Tabii biz de.Sınıf öğretmenliğiniz varsa karne günü pek bir telaşlı geçer.Karneler mühürlenecek,görüş yazılıp imzalanacak,takdir ve teşekkürlere sayı verilip mühürlenecek,okul müdürüne imzalatılacak vs vs.Normal şartlarda 11.00 bilemedin 12.00 işimiz bitmiş ve tatilimiz başlamış olur(du).Bu yıl e-okulun azizliğine uğradık bir sürü sorun yaşandı.Karneler çıkarılamadı işler uzadı falan filan.Saat 11.30 olmuştu hala karne verememiştik.Ben daha önceki yılları düşünüp 13.30 otobüsüne bilet almıştım ama md.yardımcısı öğleden sonrayı bulacağımızı söyleyince bende karın ağrısı başladı.Neyse ki sınıf öğretmenliği olmayan bir arkadaşım geri kalan işlerimi halledip karnelerimi dağıtabileceğini söyleyince,bayrak töreni görevini de diğer müzikçiye devredip düştüm yola.
Biz yola çıktık Ankaraya kar indirdi.Yetiştik,yetişemedik stresiyle kalkışa 5 dk.kala otobüste yerimizi aldık.Canım kızım harika bir yol arkadaşı oldu bana.Koltuğumuzda tv.miz vardı bol bol çizgifilm seyrettik.Yapboz oynadık,yoldan geçen arabalara,kamyonlara bakıp,"hoşçakal"dedik.2 saate yakın uyudu,iki kutu süt,bir paket çubuk,bir tane kek hüpletti.Üç farklı otogar ve bir sürü otobüs gördü.

Yol boyunca kar hiç durmadı,her yer bembeyazdı.Hele Mezit Boğazlarındaki manzara harikaydı.Ankara-Bursa arası gidip gelenler bilirler bu yolu.İki dağ arasında daracık bir yoldur,yazın ayrı güzeldir,kışın ayrı.

Hiç sorun yaşamadan İnegöle kadar geldik.Bursa'ya 1 saatlik yolumuz kalmıştı ki...Yol kapandı,mahsur kaldık yarım saat kadar.Böylece 5 saat sürmesi gereken yolculuğumuzu 6.5 saatte tamamladık.

Peki bu sürede Ada ne yaptı?

Tıpkı bir hanımefendi gibi oturdu yanımda.Bir kere bile mızırdanmadı,yerinden kalkmak istemedi,sıkıldım demedi.Tatlı tatlı sohbet ede ede gittik.Yanımda oturan sanki iki yaşında bir bebek değil de,bir genç kızdı sanki.

Gurur duyuyorum kızımla,hem de çok.Allah onu iyi ve kötü gözlerin nazarından korusun...

20 Ocak 2010 Çarşamba

Bizden Notlar

Bu aralar üzerimde bir yorgunluk,bir isteksizlik aldı başını gidiyor.Canım hiçbirşey yapmak istemiyor.Yapmam gereken tonla ev işi,ütü ıvır zıvır birikti,ben öyle boş boş oturuyorum.Yazmaya bile elim gitmiyordu kaç gündür.

Okuldaki işler bitti.Öğrenciler gelmiyor bu hafta,okulda oturup oturup geri geliyoruz.Öğretmen odası geyikleri çeviriyoruz.Tabii öğretmenin geyiği bile öğrenciler ve okul üzerine oluyor o başka.

Herkesin başına bela olan e-okul,sağolsun bana hiç sorun çıkarmadı.Kolayca girdim notlarımı.Yazılı yapmıyor olmam da büyük şans,o kadar kağıdı oku,ortalamasını al,ortalamaya göre sözlü notu ver zor işler bunlar.Dediğim gibi branşım açısından şanslıyım,gerçi tek şansım da bu zaten.Okulun bin türlü töreni,angaryası sırtımdan geçiyor ama senin dersin ders yerine bile konmuyor.Neyse...derin mevzular bunlar.

Cuma günü karne töreninden sonra Bursaya gidiyoruz Adoşla.Uzun zaman sonra ilk defa otobüs yolculuğu yapacağız,bakalım nasıl olacak.Yol durumu belli olmaz diye yalnız başına arabayla gitmemi istemedi Mustican.Ben de beyim bilir dedim:)Hazırlamam gereken valizler öyle gözümde büyüyor ki....

Ada hanım her zamanki gibi.Çenesi hiç durmuyor.Herşeyime karışıyor.Bu aralar kitaplara ve kalemlere merak sardı.Çok özeniyorum yatmadan önce ona masal okuyayım ama mümkün değil,iki satır bile okutmuyor.Yazı yazmak istiyor sürekli.Kalemi de öyle güzel tutuyor ki.Geçen gün salonun duvarına kocaman bir resim yaptı.Pek bi özgün çalıştı kuzum,bütün duvarı kullandı nerdeyse.Bu arada sen neredeydin derseniz,tam da olay yerindeydim:)Kurşun kalem olduğu için sesimi çıkarmadım,özgürce karaladı,işi bitince cifle sildim tertemiz oldu.Bizim evde kırmak,dökmek,dağıtmak,kirletmek serbest.Bu konudaki en büyük şansım,Ada'nın evde yaptığı şeyleri başkasının evinde,hatta babannesinde bile,yapmıyor olması.
Birkaç gündür gece uykusuna yatırırken problem çıkarıyor,yatmak istemiyor.Nazar mı değdirdim acaba kuzu gibi çocuğuma?Pek sanmıyorum,büyüdükçe uykuya tercih edilebilecek bir sürü aktivite olduğunu keşfediyor,oyunu,televizyonu bırakıp yatmak istemiyor sanırım.Haklı da aslında.Ama oturmuş düzenimizden taviz veremem,çok ağlatmak da istemiyorum.İki gecedir benim yatağımda uyuyor.Yine uyku saatinde bizim yatağa gidiyoruz,15-20 dk.içinde uyuyor.Benim de hoşuma gidiyor.Ada kucağa gelmekten,sarmaş dolaş olmaktan,yanımızda yatmaktan hoşlanmaz genellikle.Oysa bebekliği boyunca kucağımdan indirmemiştim,çevredekilerin kucağa alıştırıyorsun eleştrilerine rağmen sürekli kucağımdaydı.Alışmayınca alışmıyor demekki.Neyse uyku bahanesiyle bol bol sarılıyorum kızıma."Koyniş yapalım anne" deyip başını omzuma koyuyor,yanağını dudaklarıma dayayıp "öp" diyor.Uykuya geçişini izlemek,göğsüme dayadığı sırtında nefesini hissetmek,ağzındaki süt kokusunu içime çekmek tarif edilemez bir keyif veriyor bana.Aslında bu da iyi bir çözüm değil ama bir süre tadını çıkartmakta fayda var galiba.

Son günlerde kardanadama takmış durumda.Henüz kar göremedik ama Ada sürekli birşeyler karalayıp ya da elindeki bir şeyi yuvarlayıp "kardanamca yaptım" diyor.

Bu aralar canımı çok sıkan bir konu var.Ada'nın konuşması çok bozuldu.Babannesi ve dedesi gibi konuşmaya başladı. "Alam,yapam,gidem,gelem,alacağdım(alacaktım)" vs.vs.Çocuk benden çok onlarla zaman geçiriyor,çok normal aslında.Annem takma kafana okula gidince düzelir diyor ama okula gitmesine daha çok var.O zamana kadar böyle mi konuşacak?Çok sinirlerim bozuluyor ve elimden birşey gelmiyor.Ne kadar emin ellerde olurlarsa olsunlar,çocuklarımıza kendimiz bakmayınca olmuyor işte:(

Bu sabah okula giderken ilk defa sorun çıkardı."okula gitme anne,evde kal,oyun oynayalım" dedi.Arkamdan mızırdandı biraz,babası kandırıp içeri götürdü ağlamasın diye.Hep üzülüyordum ya neden sorun çıkarmıyor,beni aramıyor diye.Yok bir daha üzülmeyeceğim öylesi daha iyiymiş.Zira arkamdan ağlaması daha çok üzdü beni.

15 Ocak 2010 Cuma

Lalan Dedin!


Ada'yı yatırırken şarkımızı söyledikten sonra,arada sırada ona şöyle diyorum:

"Şimdi Ada yatağına yatacak,uyku perileri gelecek,Ada'yı öpüp güzel rüyalar gösterecek"

Dün akşam yatarken itiraz etti,pijamalarını giymek istemedi.Ben de belki faydası olur diye "aa Ada bak uyku perileri geliyor,sana rüya getiriyorlar,gördün mü?" dedim.Ada cevap verdi:

"Lalan(yalan) dedin anneee"

?!*...

Uyku perisi faslı da dün itibariyle kapandı böylece.

13 Ocak 2010 Çarşamba

Blog Dostluğu


Bilgoş'un annesi sevgili şule bana bu ödülü göndermiş.Çok teşekkür ediyorum,çok mutlu oldum.Bu blogu açarken aklımdaki tek düşünce Ada'ya bir hatıra bırakmak,onunla yaşadığımız günlerimizi kayıt altına alabilmekti.Ama bu amacın dışında,sandığımdan çok daha fazla getirisi oldu bana.Hergün bilgisayarın başına geçip,ilgiyle ve sevgiyle takip ettiğim,bir iki gün yazmasalar "ne oldu acaba" diye merak ettiğim,sevinçleriyle sevinip,kederleriyle dertlendiğim,çocuklarımıza dair,hayata dair fikir alışverişleri yapıp birlikte öğrenmenin güzelliğini yaşadığım bir sürü arkadaşım,dostum oldu.Sözde sanal ama son derece gerçek olan...

İyi ki varsınız,iyi ki sizleri tanımışım.

Hepinizi ve tatlı kuzularınızı çok seviyorum.

12 kişiyle sınırlamak yanlış olur,ödüller hepinize.

08 Ocak 2010 Cuma

Bu Aralar Ada...

İki yaşın da etkisiyle sanırım daha bir çocuk havasına büründü.Evcilik oynuyoruz beraber.Dayısının aldığı mutfak en favori oyuncağı.Bana yemek pişiriyor,çay ikram ediyor.Ben yemek yaparken,onun mutfağını da yanımıza alıp,beraber çalışıyoruz.
Anneannesinden görüp namaz kılmayı öğrenmiş,ağzını da tıpkı annem gibi kıpırdatıp dua ediyor aklınca.

Hala babannesinden eve gelirken sorun çıkarıyor.Dedesi kedilere ekmek verelim diye kandırıp,hergün aşağı indiriyor bizi.O zaman sorun çıkarmıyor "yarın görüşüüz" deyip el sallıyor.

Dün yine tutturdu ben burda kalcam diye,dedesi de her zamanki gibi kedilere gidelim dedi.Bizimki yemedi bu sefer.Cevabı yapıştırdı, "Kedi beni çağırmıyor,küşmüş bana".

Sesini yükselttiği,bağırdığı zamanlar hemen kıvırıyor "ben şaka yaptıııım".

Kızdığım zaman da bütün şirinliğini takınıp "küşme bana annecim,hadi bayışalım" diyor.Sarılıp birbirimize barışıyoruz.

Teşekkür ederim,günaydın,iyi geceler,hoşgeldin kavramlarını biliyor ve yerli yerinde kullanıyor.

Haa bir de biri hapşırınca "çok yaşa",ona çok yaşa denirse "sen de gör" diyor.

Falancanın sana selamı var dediğimiz zaman da "alekümselam" diye karşılık veriyor.Konuşmaları,kullandığı kelimeler,taşı gediğine oturtmaları resmen zevkten dört köşe ediyor beni.
İki yaş sendromunu pek yaşamıyoruz şimdilik.Ufak tefek inatlaşmaları,huysuzlukları oluyor ama genellikle çok uyumlu,söz dinleyen,çabuk ikna olan bir çocuk.

Bu arada takla atmayı öğrendi.Bulduğu her fırsatta hoop yuvarlanıveriyor,yan taraflara devrilmeden bayağı da düzgün atıyor.

Tuvalet eğitimine katkısı olur düşüncesiyle,ben girerken onu da yanıma alıyorum.Lazımlığa oturup ıkınıp sıkınıyor,sonra tuvalet kağıdı isteyip sözüm ona poposunu siliyor.Bu konu da pek bir aşama kaydetmiş değiliz.Ben de pek takmıyorum zaten.Yazı bekliyorum.



Emzik düşkünlüğü tam gaz devam ediyor.Hatta bir ara çift emzikle geziyordu.Neyse ki öbürünü kaybettik diye kandırıp teke düşürdük.Nasıl bırakacak bilmiyorum.Bu konuda da pek bir çabam yok henüz açıkçası.

Sanırım büyütmek istemiyorum kuzuşumu.Çişini söyleyip,emziği de bırakırsa bebekliği bitecek diye hayıflanıyorum zira.

Bugün uykudan önce beraber çekirdek çitleyip Buz Devrini seyrettik.Yenisini değil ilkini.Musticanla benim favorilerimizdendir bu film.Tabii çekirdeği ben çitledim Ada benim ayıkladıklarımı yedi:)İlgisi çabuk dağıldı ama yine de ana-kız film seyretmek zevkliydi.

Filmden sıkılınca beni yeri yatırdı."Anne uya(uyu)" deyip gözlerimi kapattırdı.Boş DVD kabını kitap gibi açıp başladı anlatmaya," bi yokmuş,bi yokmuş,evel saman içinde,karbur içinde,bittiii" deyip kabı fırlattı.Ben de kızımın güzel masalıyla uyumuş oldum:)